Form Endüstri Ürünleri Ürün Yönetimi ve Marka Müdürü Pınar Gürler

“Türkiye’de ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşmasında öncü rol üstlenen bir marka olarak, bu konumumuzu daha da güçlendirmeyi ve pazardaki dönüşümün hızlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.”

Firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz? Türkiye yapılanmanız, organizasyon yapınız ve faaliyet alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Form Endüstri Ürünleri olarak, iklimlendirme sektöründe hem üretici hem de çözüm sağlayıcı kimliğimizle faaliyet gösteriyoruz. İzmir Pancar OSB’deki modern üretim tesislerimizde ısı pompaları, ısı geri kazanım cihazları, fancoiller ve klima santralleri üretirken; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve yüksek performansı temel odağımız olarak görüyoruz.

Üretim gücümüzü, uzun yıllardır birlikte çalıştığımız global markalar ve teknoloji iş birlikleriyle destekliyoruz. Lennox markalı paket klimaların Türkiye’de lisanslı üretimini gerçekleştirirken, Clivet, Dunham-Bush, ClimateMaster ve Montair gibi global markalarla da geniş bir ürün portföyü sunuyoruz. Bu yapı bize hem yerel üretim esnekliği hem de global teknoloji erişimi sağlıyor.

Bu yaklaşım, bizi hem yerel pazarda hem de uluslararası projelerde güçlü bir konuma taşıyor. Endüstriyel tesislerden ticari binalara, hastanelerden veri merkezlerine kadar geniş bir yelpazede, küçük ölçekli uygulamalardan çok büyük ve kapsamlı projelere uzanan çözümler sunuyoruz.

Isı pompası sistemleri portföyünüzden bahseder misiniz? Hangi segmentlere (konut, ticari, endüstriyel vb.) yönelik çözümler sunuyorsunuz?

Isı pompası tarafında oldukça geniş ve farklı ihtiyaçlara hitap eden bir portföye sahibiz. Hava, su ve toprak kaynaklı ısı pompası çözümlerini hem kendi üretim gücümüz hem de global teknoloji iş birliklerimizle sunuyoruz.

Portföyümüz; konut, ticari ve endüstriyel segmentlerin tamamını kapsıyor. Konut tarafında kompakt, sessiz ve yüksek verimli çözümler öne çıkarken; ticari yapılarda otel, hastane, AVM ve ofis projelerine yönelik merkezi sistemler sunuyoruz. Endüstriyel tarafta ise proses ısıtma-soğutma ve atık ısı geri kazanımı gibi ileri mühendislik çözümleri ile maksimum enerji verimliliği sağlıyoruz.

Yerli üretiminiz olan sudan havaya WSHP Ünitelerin çalışma prensibini açıklayabilir misiniz ?

Yerli üretimimiz olan sudan havaya ısı pompaları Form WSHP ünitelerden ve kullanım alanlarından bahsedersek; bu sistemler özellikle shell & core tip ticari binalarda, alışveriş merkezlerinde ve ofislerde yaygın olarak tercih ediliyor ve kullanılıyor.

Modern binaların en büyük ihtiyacı, yıl boyunca aynı anda farklı bölümlerde ısıtma ve soğutma yapabilmektir. Günümüzde iyi izole edilmiş; iş merkezi, alışveriş merkezi, hastane, otel vb. binalarda, çoğu zaman ısıtma-soğutma ihtiyacı aynı anda oluşmaktadır. Bu durum hem izolasyondan, hem binanın kuzey-güney cepheler gibi farklı konumlara sahip olmasından hem de artan iç yüklerden kaynaklanıyor.

Sudan havaya ısı pompası sisteminde, kaynak tarafında su kullanılıyor. Mevcutta su kaynağınız varsa (göl, nehir, deniz, yeraltı suyu veya kuyu suyu vb. gibi) bu kaynağı kullanmak hem verimlilik hem de ilk yatırım açısından en optimum çözüm oluyor. Eğer mevcut su kaynağı yoksa ana çevrim (su hattı), soğutma kulesi ve kazan kullanılarak oluşturuluyor.

Soğutma kulesi ve kazan sistemi çevrim yani loop hattının ana ekipmanları oluyor. Mahallerde kullanılan WSHP üniteler de bu su çevrimine bağlı çalışan iç üniteler olarak düşünülebilir.  Çevrimde dolaşan su, belli bir sıcaklık aralığı dengesinde tutulmaya çalışılır. Bunu sağlayan sistem ise soğutma kulesi ve kazan ünitelerinin çalışmasıdır.

Loop hattı (su çevrim hattı) kapalı devre sistem olup, çevrimde dolaşan su sıcaklığı; tüm yıl boyunca 15 – 30 °C aralığında tutulur. Bu değerler, projenin bulunduğu şehrin yaş termometre sıcaklığına bağlı olarak birkaç derece artış veya azalış gösterebilir.

Klasik merkezi sistemlerle karşılaştırıldığında, daha küçük kapasiteli soğutma kulesi ve neredeyse ısıtma kapasitesinin ½’si kadar kapasitede kazan ile proje tasarımı yapılabiliyor. Ancak kapasite seçiminin her projenin bina yükleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerekiyor. Artan iç yükler ve ısı geri kazanım sayesinde, yapılan birçok uygulamada toplam kazan kapasitesinin yarısının hiç devreye girmediği görüldüğü için bu yaklaşım tercih ediliyor. 

Çalışma senaryosuna baktığımızda sistem, dönüş suyu sıcaklığına göre kontrol edilir. Dönüş suyu sıcaklığı 30 °C’nin üstüne çıktığında soğutma kulesi devreye girer ve 15 °C’nin altına düştüğünde de kazan devreye girer. 15 – 30 °C aralığı ise denge sıcaklığı olup, bu aralıkta ne kule ne de kazan çalışmaz, sistem kendi içinde ısı geri kazanımı yapar. Buradaki sıcaklık aralığı 15 – 30 °C arasında olduğundan bu örnek verilmiştir. Projeye göre bu değerler değişkenlik gösterebilir.

Mahallerde kullanılacak olan iç üniteler yani Form WSHP üniteler; kompresörü, evaporatoru, kondenseri, fanı ve otomasyon sistemi başta olmak üzere tüm bileşenleri üzerinde olan kompakt ünitelerdir. Bu nedenle her WSHP ünitesi, bağımsız çalışan bir klima cihazı gibi düşünülebilir.

Sistem 2 borulu olarak dizayn edilir ve aynı anda ısıtma ve soğutma yapılabilir. Aynı anda ısıtma ve soğutmanın yapıldığı zamanlarda ısı pompası üniteleri arası ısı geri kazanımı sağlanır. Bu sayede yüksek verimli çalışma ve düşük enerji harcaması elde edilir. Aynı konfor diğer sistemlerde 4 borulu veya 3 borulu sistem çözümü ile yapılabilir.

WSHP iç üniteler kiracılar tarafından, istenildiği zaman alınabilir.

•  Her kullanıcı harcadığı kadar enerji bedeli öder.

• İhtiyaca göre kapasite artırımı ve azaltılması mümkündür ve diğer mahaller bu değişimden etkilenmez. Devre dışı kalmaktan korunma sağlar. 

• Esnek tasarım sayesinde, birbirinden etkilenmeden farklı zamanlarda montaj yapılabilmektedir. 

•  Bina içinde soğutucu akışkan taşınmaz.

•  Bina otomasyonu ile uyumlu çalışabilir.

•  Boru hattı metraj sınırlaması yoktur.

Bu avantajları ile WSHP sistemler özellikle Shell&core binalarda tercih edilir ve birçok AVM ve ofis binasında çok yaygın kullanıma sahiptir.

Ürünlerinizde öne çıkan teknolojik özellikler nelerdir? Enerji verimliliği, çevre dostu çözümler ve akıllı kontrol sistemleri açısından hangi avantajları sağlıyorsunuz?

Ürünlerimizin merkezinde enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve ileri kontrol teknolojileri yer alıyor. Geliştirdiğimiz ısı pompası ve iklimlendirme sistemlerinde yüksek COP ve SCOP değerlerine ulaşarak, tüketilen elektrik enerjisinin 4-5 katı, uygun koşullarda ise 7-8 katına kadar ısı enerjisi üretebilen sistemler sunuyoruz. Bu yüksek verimlilik, konvansiyonel sistemlere kıyasla ciddi bir enerji tasarrufu ve düşük işletme maliyeti anlamına geliyor. Teknolojik altyapımızda invertör kontrollü kompresörler ve gelişmiş kapasite modülasyonu öne çıkıyor. Bu sayede sistemler, anlık ihtiyaca göre kapasitesini dinamik olarak ayarlayabiliyor, gereksiz enerji tüketimi önlenirken aynı zamanda ekipman ömrü de uzatılıyor. Özellikle eş zamanlı ısıtma ve soğutma ihtiyacı olan projelerde kullanılan multifonksiyonel ısı pompaları, %100’e varan ısı geri kazanımı ile toplam sistem verimliliğini önemli ölçüde artırıyor ve tek sistem üzerinden maksimum performans sağlıyor.

Çevre dostu yaklaşımımız kapsamında, düşük karbon emisyonu sağlayan ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegre çalışabilen sistemler geliştiriyoruz. Isı pompalarının elektrifikasyon temelli yapısı sayesinde, fosil yakıt kullanımını azaltarak enerji dönüşümüne katkı sağlıyor ve çevresel etkiyi minimum seviyeye indiriyoruz. Akıllı kontrol sistemleri tarafında ise bina otomasyon sistemlerine entegre olabilen, uzaktan izleme ve müdahale imkanı sunan gelişmiş altyapılarla çalışıyoruz. Bu sistemler sayesinde kullanıcılar, anlık performans takibi yapabiliyor, sistemlerini optimize edebiliyor ve olası arızalara proaktif şekilde müdahale edebiliyor. Aynı zamanda doğru mühendislik tasarımıyla desteklenen otomasyon altyapısı, sistemin yıl boyunca en verimli çalışma senaryosunda işletilmesini sağlıyor.

Türkiye’de ısı pompası pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Son yıllardaki büyüme, talep dinamikleri ve sektördeki kırılma noktaları hakkında görüşleriniz nelerdir?

Türkiye’de ısı pompası pazarı son yıllarda güçlü bir büyüme ivmesi yakaladı ve bu ivmenin önümüzdeki dönemde de artarak devam etmesini bekliyoruz. Artan enerji maliyetleri, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik hedefler ve iklim kriziyle mücadele kapsamında şekillenen politikalar, ısı pompalarını artık alternatif bir çözüm olmaktan çıkarıp ana sistem çözümlerinden biri haline getiriyor. Bu dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri, enerji sistemlerinde elektrifikasyon eğilimi. Isıtma sistemlerinin fosil yakıtlardan elektrik temelli çözümlere kaymasıyla birlikte, ısı pompaları hem yüksek verimlilikleri hem de yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegre çalışabilme avantajları sayesinde stratejik bir konuma yerleşiyor. Nitekim uluslararası ölçekte de ısı pompaları, net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmada kritik teknolojilerden biri olarak kabul ediliyor.

Talep dinamiklerine baktığımızda, başlangıçta daha çok konut segmentinde yaygınlaşan uygulamaların bugün ticari ve endüstriyel alanlara hızla yayıldığını görüyoruz. Özellikle AVM, otel, hastane ve büyük ofis projelerinde merkezi sistem çözümleri öne çıkarken, endüstriyel tesislerde enerji verimliliği, atık ısı geri kazanımı ve karbon azaltımı hedefleri doğrultusunda ısı pompası yatırımları hız kazanıyor. Sektördeki önemli kırılma noktalarından biri, enerji verimliliğinin artık bir zorunluluk olarak öne çıkması. Bununla birlikte, ilk yatırım maliyetleri hala bazı projeler için bir bariyer oluşturabiliyor. Ancak toplam sahip olma maliyeti, işletme giderlerindeki düşüş ve kısa geri ödeme süreleri dikkate alındığında, özellikle doğru projelendirilmiş sistemlerde ısı pompalarının çok daha güçlü ve ekonomik bir alternatif haline geldiğini net bir şekilde görüyoruz.

Isı pompası sistemlerinin Türkiye’de yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeller sizce nelerdir? Bu engellerin aşılması için neler yapılmalı?

Enerji verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması ve enerji arz güvenliği hedefleri doğrultusunda ısı pompası teknolojileri dünya genelinde hızla yaygınlaşıyor. Türkiye’de ise son yıllarda artan farkındalık ve uygulama örneklerine rağmen, ısı pompası sistemlerinin yaygınlaşma hızı istenilen seviyeye ulaşamıyor. Bunun temel nedenleri incelendiğinde ekonomik, teknik, mevzuatsal ve sektörel birçok unsurun bir arada etkili olduğu görülüyor.

Isı pompası sistemlerinin yaygınlaşmasının önündeki en önemli engellerden biri, geleneksel ısıtma sistemlerine kıyasla daha yüksek olan ilk yatırım maliyeti oluyor. Kullanıcıların büyük bölümü yatırım kararlarını ilk satın alma maliyetine göre verirken, sistemin yaşam döngüsü boyunca sağlayacağı enerji tasarrufu ve işletme avantajları çoğu zaman yeterince değerlendirilmiyor. Bu nedenle yatırım teşvikleri, düşük faizli finansman modelleri ve geri ödeme süresini kısaltacak destek mekanizmaları büyük önem taşıyor. Avrupa’da birçok ülkede uygulanan hibe ve teşvik programlarının benzerlerinin Türkiye’de de hayata geçirilmesi, dönüşüm sürecini önemli ölçüde hızlandırıyor.

Isı pompalarının ekonomik avantajı büyük ölçüde elektrik ve doğal gaz fiyatları arasındaki dengeye bağlı. Türkiye’de doğal gazın uzun yıllardır çeşitli destek mekanizmalarıyla kullanıcılara sunulması, birçok uygulamada ısı pompasının ekonomik geri dönüş süresini uzatıyor. Oysa ısı pompaları, tükettiği elektrik enerjisinin birkaç katı kadar ısı enerjisi üretebilen yüksek verimli sistemlerdir. Bu avantajın daha etkin kullanılabilmesi için ısı pompası kullanıcılarına özel elektrik tarifelerinin geliştirilmesi ve güneş enerjisi sistemleri ile entegrasyonun desteklenmesi önemli bir politika aracı olacaktır.

Teknolojinin yaygınlaşmasının önündeki bir diğer önemli engel ise bilgi eksikliği. Halen birçok yatırımcı ve son kullanıcı, ısı pompalarının yalnızca sıcak iklimlerde verimli çalışabildiği veya mevcut radyatörlü sistemlerde kullanılamayacağı gibi yanlış kanaatlere sahip. Oysa günümüzde gelişmiş inverter teknolojileri ve yeni nesil soğutucu akışkanlar sayesinde ısı pompaları çok düşük dış ortam sıcaklıklarında dahi yüksek performansla çalışabiliyor. Bu nedenle sektör dernekleri, üniversiteler, meslek odaları ve kamu kurumları tarafından yürütülecek bilinçlendirme faaliyetleri büyük önem taşıyor.

Bir teknolojinin başarısında ürün kalitesi kadar doğru projelendirme ve uygulama da belirleyici rol oynuyor. Isı pompası sistemlerinde yapılan kapasite seçim hataları, yetersiz hidrolik tasarımlar veya uygun olmayan kontrol stratejileri, beklenen performansın elde edilememesine neden olabiliyor. Bu nedenle tasarımcı, uygulamacı ve servis ekiplerine yönelik eğitimlerin artırılması ve belirli yeterlilik standartlarının oluşturulması gerekiyor.

Türkiye’de son yıllarda ısı pompası alanında önemli üretim yatırımları yapıldı ve yerli üreticiler uluslararası rekabet edebilir ürünler geliştirmeye başladı. Ancak düşük kaliteli ithal ürünler ve yeterli teknik standartlara sahip olmayan üretimler, sektörde haksız rekabet ortamı oluşturuyor. Yerli üreticilerin desteklenmesi, minimum enerji verimliliği standartlarının yükseltilmesi ve piyasa denetimlerinin artırılması hem tüketiciyi koruyacak hem de sektörün sağlıklı büyümesine katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda yerli üretimin güçlenmesi, Türkiye’nin enerji teknolojilerinde dışa bağımlılığının azaltılması açısından da stratejik önem taşıyor.

Dünyada enerji dönüşümünün hız kazanmasında en önemli etkenlerden biri kamu politikaları. Birçok Avrupa ülkesinde yeni yapılarda fosil yakıtlı sistemlere çeşitli sınırlamalar getirilirken, düşük karbonlu ısıtma teknolojileri teşvik ediliyor. Türkiye’de de enerji performans yönetmelikleri, bina standartları ve kamu yatırımları kapsamında ısı pompası teknolojilerine daha fazla yer verilmesi gerekiyor. Özellikle kamu binalarında ve büyük ölçekli projelerde uygulanacak örnek projeler, sektörün gelişimine katkı sağlayacaktır.

Hedef müşteri kitleniz ve odaklandığınız pazar segmentleri nelerdir? Daha çok hangi projelerde veya uygulamalarda yer alıyorsunuz?

Hedef müşteri kitlemiz ve odaklandığımız pazar segmentleri ağırlıklı olarak ticari binalar, kamu projeleri ve endüstriyel tesislerdir. Son yıllarda özellikle kamu yatırımlarında enerji verimliliği kapsamında tasarlanan yeni binalarda ısı pompası sistemlerinin tercih edilme oranında belirgin bir artış gözlemleniyor. Bunun yanında kamu binalarında mevcut yapı stokunun iyileştirilmesine yönelik renovasyon projeleri de önemli bir alan haline geldi. Özellikle eski binaların daha verimli sistemlerle yenilenmesi, ısıtma ve soğutma altyapısının modernize edilmesi ve enerji tüketiminin azaltılması amacıyla yürütülen bu projeler, uluslararası fonlar ve hibe programları tarafından da destekleniyor. Bu kapsamda, Dünya Bankası ve benzeri uluslararası kuruluşların sağladığı finansman mekanizmaları, enerji verimliliği dönüşümünü hızlandıran önemli bir kaldıraç görevi görüyor.

Endüstriyel tesislerde ise proses ısısı, iklimlendirme ve yardımcı enerji ihtiyaçlarının daha verimli karşılanmasına yönelik ısı pompası çözümlerine olan talep giderek artıyor. Özellikle atık ısı geri kazanımı ile entegre çalışan sistemler, enerji maliyetlerinin düşürülmesi açısından önemli avantajlar sunuyor ve yatırım geri dönüş sürelerini ciddi şekilde iyileştiriyor.

Ticari binalar segmentinde ise ısı pompası teknolojileri giderek daha fazla öne çıkıyor. Isıtma ve soğutmanın bağımsız olarak ve yüksek verimlilikle yönetilebilmesi, aynı zamanda ısı geri kazanım uygulamaları ile desteklenmesi sayesinde önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlanabiliyor. Bu da özellikle ofis binaları, AVM’ler ve otel projelerinde ısı pompası çözümlerini daha cazip hale getiriyor.

Bu doğrultuda Form Endüstri Ürünleri olarak, gerek yeni yatırımlarda gerekse renovasyon projelerinde, enerji verimliliğini merkeze alan ve her yapının ihtiyaçlarına göre şekillenen mühendislik çözümleriyle müşterilerimize değer yaratıyoruz.

Türkiye dışında hangi pazarlarda aktifsiniz? İhracat faaliyetleriniz ve global büyüme stratejiniz hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’nin yanı sıra başta CIS – Türki Cumhuriyetler, Balkanlar ve Kuzey Afrika olmak üzere farklı pazarlarda da aktif olarak yer alıyoruz. Bu bölgelerde yürüttüğümüz projelerle ihracat faaliyetlerimizi istikrarlı şekilde büyütüyor, Form markalı ürünlerimizi global ölçekte daha fazla noktaya ulaştırıyoruz. Global büyüme stratejimizin temelinde, yerli üretim gücümüzü uluslararası teknoloji iş birlikleriyle desteklemek yer alıyor. Bu sayede farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına uygun, esnek ve yüksek verimli çözümler sunabiliyoruz. Özellikle global ölçekte gerçekleştirilen büyük projelerde kullanılan ısı pompası uygulamaları ve referanslar, bu alandaki yetkinliğimizi ve rekabet gücümüzü ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmeyi, özellikle enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı çözümlerimizle yeni bölgelerde daha güçlü bir varlık göstermeyi hedefliyoruz.

Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Ar-Ge bizim için bir departmandan öte, iş yapış kültürümüzün merkezinde yer alıyor. Ar-Ge ve inovasyon, Form Endüstri Ürünleri’nin temel odak alanlarından biri. İzmir’deki üretim tesislerimizde, farklı iklimlendirme ihtiyaçlarına yönelik yeni nesil ürünler geliştirirken, mevcut ürünlerimizi de sürekli olarak iyileştiriyoruz. Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımız, temel olarak enerji verimliliği yüksek, düşük karbonlu ve farklı uygulama senaryolarına uyum sağlayabilen sistem çözümleri geliştirme odağında ilerliyor. Yüksek verimlilik (COP/SCOP), ısı geri kazanımı, sistem entegrasyonu ve akıllı kontrol teknolojileri öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Günümüzde ısıtma ve soğutma teknolojilerinde beklentiler yalnızca cihaz verimliliği ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda sistem bütününde optimizasyon, dijital kontrol kabiliyeti ve entegrasyon yeteneği üzerine yoğunlaşıyor. Bu kapsamda sistem verimliliğini artırmaya yönelik ürün geliştirme faaliyetleri yer alıyor. Özellikle değişken yük koşullarında yüksek performans sağlayan, farklı iklim senaryolarına uyumlu ve enerji tüketimini minimize eden çözümler üzerinde çalışıyoruz. Bir taraftan da dijitalleşme ve akıllı kontrol sistemleri öne çıkıyor. Uzaktan izleme, enerji yönetimi, performans analizi ve prediktif bakım gibi özellikler, günümüz mühendislik çözümlerinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Bu nedenle ürünlerimizin daha akıllı, izlenebilir ve optimize edilebilir yapıya kavuşması için yazılım ve kontrol altyapısı tarafında da çalışmalar yürütüyoruz.

Yeni nesil ısı pompası teknolojileri konusunda hangi alanlara odaklanıyorsunuz?

Genel olarak yeni nesil ısı pompası teknolojilerine yaklaşımımız, yüksek verimlilik, düşük karbon ayak izi, kalite standartları ve akıllı sistem entegrasyonunu merkeze alıyor. Bu kapsamda ilk önceliğimiz, yüksek verimli ve geniş çalışma aralığına sahip sistem mimarilerinin geliştirilmesi. Özellikle değişken dış hava koşullarında performansını koruyabilen, düşük sıcaklıklarda dahi yüksek verim sağlayan ve farklı yük profillerine uyum gösterebilen sistemler üzerinde yoğunlaşıyoruz.

İkinci önemli odak alanımız, ısı geri kazanımı. Özellikle ticari ve endüstriyel uygulamalarda aynı anda ısıtma ve soğutma ihtiyacının bulunduğu senaryolarda, atık ısının yeniden değerlendirilmesi önemli bir enerji tasarrufu potansiyeli yaratıyor. Bu nedenle entegre sistem tasarımları ve çoklu enerji kaynağıyla çalışan hibrit yapılar giderek daha fazla önem kazanıyor.

Üçüncü olarak, düşük karbonlu sistemlere geçişi destekleyen doğal soğutucu akışkanlar ve çevresel etkiyi azaltan teknolojiler üzerinde çalışıyoruz. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon nötr hedefleri doğrultusunda, çevresel etkisi düşük, sürdürülebilir çözümler artık bir tercih olmaktan çıkıp zorunluluk haline geldi.

Bir diğer kritik başlık ise, küresel pazarlara uyum sağlayabilecek esnek tasarım yaklaşımıdır. Avrupa ve farklı ihracat pazarlarındaki teknik beklentiler dikkate alınarak, komponent bazında alternatifli çözümler geliştiriliyor ve tedarik zinciri esnekliği sağlanıyor. Bu sayede hem maliyet optimizasyonu hem de farklı regülasyonlara hızlı adaptasyon mümkün hale geliyor.

Son olarak dijitalleşme ve akıllı kontrol teknolojileri de kritik bir alan olarak öne çıkıyor. Uzaktan izleme, enerji optimizasyonu, veri analitiği ve yapay zekâ destekli kontrol algoritmaları, sistem performansını sürekli iyileştiren ve işletme maliyetlerini düşüren önemli unsurlar haline geliyor.

Satış sonrası hizmetler, eğitim ve teknik destek süreçleriniz nasıl yapılandırılmış durumda? İş ortaklarınız ve son kullanıcılar için ne tür hizmetler sunuyorsunuz?

Satış sonrası hizmetler, eğitim ve teknik destek süreçlerimiz, müşteri memnuniyetini yalnızca satış anı ile sınırlamayan, yaşam döngüsü boyunca sürdürülen bir hizmet modeli üzerine yapılandırıldı. Bu yaklaşımın temelinde, sistemlerin doğru devreye alınması, verimli işletilmesi ve uzun ömürlü performans göstermesi hedefi yer alıyor.

Satış sonrası organizasyonumuz, Form yetkili teknik servis yapısı üzerinden yürütülüyor. Servis hizmetlerinin yönlendirilmesi ve müşteri ile görüşme, genel merkez ve bölge müdürlükleri koordinasyonunda yönetiliyor; servis planlaması, hizmet süreçleri ve yedek parça yönetimi merkezi bir yapı ile kontrol ediliyor. Bu organizasyon sayesinde sahadaki tüm müdahaleler standartlara uygun, hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleştiriliyor.

Devreye alma öncesi sahada teknik destek ve süpervizörlük hizmeti de kritik bir kontrol adımı olarak uygulanıyor. İlk çalıştırma öncesinde yapılan bu saha kontrolleri sayesinde montaj ve uygulama kaynaklı olası eksiklikler tespit ediliyor ve sistem devreye alınmadan önce gerekli düzeltmeler gerçekleştiriliyor. Bu yaklaşım, hem sistem performansını garanti altına alıyor hem de ileride oluşabilecek işletme sorunlarının önüne geçiyor.

Eğitim süreçlerimiz ise hem iç ekiplerimiz hem de yetkili servis ağımız için düzenli olarak planlanıyor. Bu eğitimler, fabrika ortamında cihaz başında uygulamalı olarak gerçekleştirildiği gibi, ihtiyaç duyulan durumlarda sahada veya yurtdışı distribütörlerde de yapılabiliyor. Böylece hem teorik bilgi hem de gerçek saha deneyimi bir arada kazandırılarak, teknik yetkinliğin sürekli geliştirilmesi hedefleniyor.

İş ortaklarımız ve çözüm partnerlerimiz için düzenli eğitim programları da bu yapının önemli bir parçasıdır. Ürün portföyümüz, sistem tasarım prensipleri, uygulama detayları ve kontrol stratejileri hakkında hem teorik hem de uygulamalı eğitimler verilerek, sahadaki yetkinliğin artırılması hedefleniyor. Bu sayede doğru ürün seçimi kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlanıyor.

Ayrıca iş ortaklarımızın satış ve proje süreçlerini desteklemek amacıyla teknik danışmanlık hizmetleri de sunuluyor. Proje başlangıcından devreye almaya kadar tüm aşamalarda mühendislik desteği sağlanarak, sistemlerin optimum verimde çalışması hedefleniyor.

2026 ve sonrası için ısı pompası sektörüne yönelik hedefleriniz nelerdir?

2026 ve sonrası için ısı pompası sektörüne yönelik hedeflerimizi, hem şirket stratejimiz hem de sektörün dönüşümüne liderlik etme sorumluluğu ile ele alıyoruz. Türkiye’de ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşmasında öncü rol üstlenen bir marka olarak, bu konumumuzu daha da güçlendirmeyi ve pazardaki dönüşümün hızlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Biz de bu dönüşümde ürün sağlamanın ötesine geçerek, mühendislik ve sistem çözümü sunan güçlü bir iş ortağı olarak konumlanıyoruz.

Türkiye ısı pompası pazarının geleceğine dair öngörüleriniz ve firmanızın bu pazardaki konumlanması hakkında neler söylersiniz?

Türkiye ısı pompası pazarının önümüzdeki dönemde önemli bir büyüme ivmesi yakalayacağına inanıyoruz. Özellikle Türkiye’de faaliyet gösteren Avrupa menşeli yatırımcıların, global sürdürülebilirlik politikaları ve karbon nötr hedefleri doğrultusunda mevcut tesislerinde sistem dönüşümüne gitmeleri, pazardaki değişimi hızlandıran önemli bir faktör haline geldi. Bu yatırımcı grupları, enerji yönetim stratejilerini yeniden şekillendirerek fosil yakıt bazlı sistemlerden ısı pompası ve benzeri düşük karbonlu teknolojilere geçişi hızlandırıyor.

Bu noktada Form Endüstri Ürünleri olarak, hem üretim gücümüz hem de temsil ettiğimiz global markalarla pazarda güçlü bir konumdayız. Yerli üretim kabiliyetimiz sayesinde farklı ihtiyaçlara hızlı ve esnek çözümler sunarken, uluslararası iş birliklerimizle de global teknolojileri Türkiye’ye taşıyoruz. Bu yapı, bizi pazarda hem güvenilir hem de yenilikçi bir çözüm ortağı haline getiriyor. Önümüzdeki dönemde de odağımız; enerji verimliliği yüksek, çevre dostu ve projeye özel çözümler geliştirerek pazardaki konumumuzu güçlendirmek olacak. Sektörün büyümesine paralel olarak biz de üretim, ihracat ve teknoloji yatırımlarımızı artırarak bu dönüşümün aktif bir parçası olmayı sürdüreceğiz.